Anti-Aging

Anti-Aging

 

Anti-Aging kelime anlamı olarak “”yaşlılığa karşı”” demektir. Anti-Aging terimini tıbbi olarak, aktif tedbir alma veya koruyucu tıp olarak nitelendirebiliriz. Anti-Aging yaşlanmayı mümkün olduğu kadar yavaşlatmak ve vücudun bir bütün olarak orantılı ve sağlıklı yaşlanmasını sağlamak amacıyla uygulanır. Cilt dokusunu ve bağlayıcı hücreleri yenilemek, hormonal dengesizlikleri erkek ve kadında ayrı ayrı ele alarak dengelemek, cinsel gücü ve sağlığı arttırmak, yaşlanma sonucu oluşabilecek hastalıklara karşı erken tanı ve önlem almak Anti-Aging ‘in uygulama amaçlarından başlıcalarıdır.

Anti-Aging uygulamasında hedef, yaşlanma sonucu hastalanmaları önlemek, güç kaybını engellemek ve daha uzun süre genç kalmayı sağlamaktır. Yaşlanma aşamaları günümüzde ölçülebilmekte ve değiştirilebilmektedir. Anti-Aging uygulamasında insanların ileri yaşlarda yakalanabilecekleri hastalıklar, vücuttaki hormonlar ve maddeler belirlenir ve dengelenir. Anti-Aging teşhisi bireyseldir. Önce detaylı bir danışmanlık hizmeti ve laboratuvar tetkikleri ile başlar ve yaşlılığa özel parametrelerin ölçümleri için çeşitli imkanlar sunar.

Anti-agingde ilk adım sağlık muayenesidir. Kişi sağlıklıysa, bunun üstüne anti-aging destekleri  inşa edilir. Yetersizlik veya hatalar tespit edilip, yerine konmaya çalışılır. Anti-aginde önemli konuların başında beslenme tarzı gelir. Aslında yıllara meydan okumak için ilerleyen yaşları beklemeden amaç hep iyi beslenmek olursa zaten doğal anti-aging de gerçekleşmiş olur. Kilo kontrolünü aktif yaşam ve egzersiz takip eder. Hayata pozitif bakmak, iş yaşamında sevmek-sevilmek, gülmek-gülebilmek gibi anti-aging uygulamalarını destekleyen daha birçok önemli konu vardır.

Anti-Aging için beslenme

Yaşlanmanın önüne geçilemez ama fiziksel ihtiyarlamanın önüne geçilebilir. Yaşlanmanın tüm belirtileri yavaşlatılabilir, hatta yeniden yapılandırılan bir beslenme tarzı ile kaliteli yaşam süresi uzatılabilir. Bunun için;

Posa yönünden zengin dengeli bir beslenme tarzı hedefleyin

Liflerin sağlığımıza olan olumlu etkilerinden hep bahsedilir ama nedenleri tam olarak bilinmeyebilir. En önemli faydaları, hem koruyucu olma hem de tedaviye katkı sağlamasıdır. Lif, bir besin öğesi değildir ve hiçbir kalori sağlamaz. Fakat birçok yoldan sağlığımıza yarar sağlar. Düşük lifli, yüksek yağlı ve şekerli diyetler yüksek lif içeren diyetlere göre kanser açısından risk taşır. Aynı şekilde çağımızın en önemli amaçlarından (sorunlarından) biri olan fazla kiloları kaybetme çabalarına da faydası çok büyüktür.

Posa Hangi Besinlerde Bulunur ?

Posa; tam buğday taneleri, bunlardan yapılmış tahıl ürünleri ile sebze ve meyvelerde (özellikle meyve kabuklarında), baklagiller de bulunur. Tahıl ürünlerinin posa değeri ve kalitesinin korunması için, tahılın saflaştırılmamış olması gerekir. Bunun için armut, elma (kabuklu), incir, portakal başta olmak üzere 5- 6 meyve, 3- 4 porsiyon sebze, 1 porsiyon kuru baklagil yemeği ve bulgurdan oluşan bir tahıl yemeği, 5- 6 dilim tam buğday ekmeği tüketilmelidir.

Haftada bir gün detoks veya daha kontrollü beslenmeye ne dersiniz?

Vücudumuz, hava kirliliğinden, stresten, kötü duruştan, masa başı işlerden ve kötü beslenme alışkanlıklarından dolayı saldırıya uğramaktadır. Aylar ve yıllar geçtikçe, etkiler birikir ve ciltte çatlamalar, baş ağrıları, ülser, kanser ve kalp rahatsızlıkları gibi birçok değişik form kazanır. Bu durumda detoks devreye girebilir. Detoks programında, vücudumuzu zarar veren maddeleri uzaklaştırırız ve toksinlerin yok edilmesini-hücrelerin yenilenmesini hızlandırmak için ona doğru besinleri veririz. A, C ve E vitaminleri ile selenyum antioksidan olarak bilinirler ve sağlık için hayati önem kazanırlar. Bizi enfeksiyonlardan korumakla kalmazlar, aynı zamanda kanser, kalp hastalıkları gibi hastalıklardan ve erken yaşlanmakla ilgili ciddi durumlardan da korurlar. Antioksidanların en iyi bulunduğu yerler, çiğ olarak tüketilen meyveler ve sebzelerdir.